Bu aksam yemege arkadaslarim vardi. Hani diyorum ya yemek yapmayi seviyorum diye..
Evet, ben gercekten yemek yapmayi, guzel yemek yapmayi, bunun icin saatlerce zaman harcamayi cok seviyorum. En cok da, misafirlerim tabagi ilk tabagi gorup etkilendikleri, ya da yemekleri tadip da adeta buyulendikleri zaman...
Bugun saat 3'ten aksam 8'e kadar 5 saat boyunca bu yemekler icin ugrastim.
Bir baskasina cok gelebilir, yemek icin harcanan 5 saat bir "kayip" olarak nitelendirilebilir. Ama benim icin degil... Bana gore degil...
Adeta ben kendi sahneme cikiyorum, kendi sanatimi kendi istedigim sekilde icra ediyorum sanki.
Neyse uzatmayayim, yemekleri yaptim, arkadaslarim geldi, saraplarimizi ictik, yemeklerimizi yedik. Sohbetlerimizi ettik.
Guzel sohbetler, kahkahalar...
Ben bunlari seviyorum.. Gercekten boylesi anlar, oyle calismayla etmeyle ya da parayla falan kazanilmiyor. Insanlarin varligi ve duygulariyla oluyor. O yuzden yine beni ben yapan bir tercih olan, bu "anlari sevme" durumunu bir kez daha onaylamis oldum.
Yemege gelen arkadaslarim, yemeklerime bayildilar, kelimenin tam anlamiyla sok oldular, miktar, cesitlilik ve sofistikelik hususunda. Lezzet icin ise diyecek bir sey bulamadilar.
Onlar da tatli getirmislerdi, yemekten sonra bir guzel cay demledim onlara, onlarin getirdigi tatli ile beraber cayi icip gece 1'e kadar sohbet ettik. 1 gibi kalktilar, ben de simdi dag gibi olmus bulasik, karmakarisik olmus bir mutfak, 2 bardaklik cay kalmis bir caydanlik ve inanilmaz bir yorgunluk ama tarifsiz bir gurur ve kendime inanc, guvenle kaldim.
Fona Sezen Aksu koymustuk, hala o devam ediyor. Kanepeye oturdum ben de, cayimi aldim, bilgisayarimi aldim kucagima yaziyorum...
Dusunuyorum, aklima geliyor dogrusu...
Bu arkadaslarim da dediler "Seni alan hakkaten yasadi, cok ama cok sansli gercekten"...
Bunlari duymak cok cok guzel, ancak bana yasatilandan sonra bunlari duymak artik kalbime fazladan agirlik oluyor.
Ben gercekten cok temiz, cok saf, cok icten, ve cok cok sevmistim...
Hayallerim mukemmeldi...
Boyle arkadaslarima yaptigim yemekleri ve daha guzellerini onunla beraber hayatimizda California'da- ya da nerede yasiyorsak-onun ya da benim ya da ortak arkadaslarimiza yapmak ne guzel olurdu...
O yine kendi isleri ya da programi varsa onu yapardi gun boyunca. Bense evde yine saatlerimi harcar yemegi hazirlardim..
Aksam o eve gelince misafirlere hazirlanirdi, ben zaten her seyi hazir etmis olurdum. Misafirlerimiz gelirdi, yemeklerimi yerdi, bayilirlardi yine, ve bu sefer iclerinden derlerdi ki, "Ne guzel, bir Turk erkegi, bu sofistikelikte boyle lezzetler cikariyor. Hakkaten o cok sansli bir kiz. Ne guzel birbirilerini bulmuslar, Allah yollarini acik etsin".
Sonra da o, butun o guzellikleri hazirlayan ve sunan kisinin onun hayatinda olan kisi oldugu gerceginden gurur duyardi, bundan cok mutlu olurdu, ve bunlardan dolayi da ici rahat ederdi, huzurlu hissederdi, guvende hissederdi ve hatta sansli hissederdi.
Sonucta bana "seni annen benim icin dogurmus" sarkisini bana bizzat kastederek soyleyen oydu zamaninda...
Ben, bir kadinin baska seylerden siyrilip boylesi guzel anlari yasayan, yasamasini ve yasatmasini bilen ve bunda ipleri eline alarak kendine guvenle boylesi davetlere soyunan bir erkek ile cok cok mutlu olacagini tahmin ederdim..
Hayat oyle bir seymis ki... Oylesine ozel sozler ve hisler paylasan insan bile, oylesine "bencil" olabiliyormus ki... Cok basit, hatta cozulmesi cok cok kolay olan seylerin korkusu yuzunden kolay yolu sececek kadar bencil insanlarin oldugunu goruyor insan hayatta..
Aksam bitti, misafirlerim eglendi, ben eglendim... Bu mutlulugu, bu eglenceyi benimle beraber paylasmayi sevdigini ve istedigini dusunuyordum. Cok mu yanlis dusunuyorum bilmiyorum ama oyle degilmis...
Olay su aslinda:
Ben bir kadini, daha dogrusu hayatimdaki kadini her turlu mutlu etmeyi cok seviyorum. Bunun bir metodu olarak da, o kadina icinden ya da disindan "Vay be, benim hayatimdaki erkek cok ama cok becerikli, tutkulu, kendine guvenli ve basarili. Cok sevdigi bir hobisi var, bununla ilgilenirken cok mutlu oluyor ve sonunda da cok guzel sonuclar cikiyor. Insanlarin adeta gipta ile baktigi, saygin ile beraber takdir hatta belki de yer yer hayranlik duyduklari bu kisi benim hayatimda. Istersem o yemeklerin en guzellerini, en ozellerini bana da yapabilir zaten yapiyor da... Daha gecen Sali yaptigi gibi mesela" dedirtmeyi seviyorum. Evet, ben buyum. Benim hayatimda olan insanin hayatinda ben oldugum icin, o insanin kendini ozel hissetmesini istiyor ve bunun icin de yapabileceklerim varsa onlari yapmaktan cekinmiyorum.
Neden mi?
Cok basit!
Cunku durust, sadik, saygi dolu birliktelikler artik kalmadi ne yazik ki. Bulunca, cok deger vermeli, sahip cikmali bence...
Sevgi onemlidir sevgi.. Seviyorsa 2 taraf birbirini, o kadar guzel hallolur ki her sey..
Ayrilik sebebi olarak ortaya surulen seyler bile kolaylikla cozulebilinir bence...
Kadin sevilmek ister! Zarafet ister! Kadrinin kiymetinin bilinmesini ister...
Tum bunlar yuzunden, ben hayatimda olan insani mutlu ederim, bunun icin de elimden ne geliyorsa onu yaparim... Bu, icabi halinde, onun hayat tarzi geregi ondan uzak kalmak, bazi seyleri gormemek-duymamak ya da takmamak olsa bile...
Kadinlar cicektir...
Deger bilmeyen cok ama cok fazla var.
Ama ben tarihe not duseyim:
Kadinlar degerlidir, nadidedir, buyuludur, guzeldir ve tabi ki, ozeldir...