Tuesday, December 9, 2014

Darmadagin olan hayaller uzerine...

Bugun butun gun yagmur yagdi. Dun geceden kar baslamisti zaten, sabah kalktigimda da deli gibi yagmur yagmaktaydi.

Bu sabah bir cilginlik yaptim ve ise taksiyle gittim. Yilda 1-2 yapiyorum; sanirim bir kere de birkac ay evvel isten donerken yapmistim.

Neyse, cok yogun, cok stresli gecti gunum ve yine isten cikmam gec saati buldu. O sebeple gym'i atlayip eve geldim direk.

Metroda uyuya kalmisken yine aklima geldi.

Geldi iste napiyim!

Ne mi geldi??

Paramparca olan hayaller...

(Tam su an acayip dejavu oldum! Sanki tam su ani onceden gormus gibiyim!! Bu kadar olur ya, inanilir gibi degil!!!)

Bir insanla birlikte olmak, ama ozel, degerli, nadide bir insanla beraber olmak cok cok guzel bir sey. Benim kabullenemedigim sey, boylesine ozel bir kisinin beni artik sevmiyor ve istemiyor olmasi. Hatta ayni olcude de oylesine ozel bir insanin bir baskasiyla olacagi ve o kisinin, onun degerini benim kadar bilmeyecek, anlamayacak ve hakkini ver(e)meyecek olmasi...(neyse, bu bambaska bir yazi serisi olacak, ben hayallerimi unutmadan yazmak istedim;   paramparca olan...)

Ikimiz de Ankara'liydik ya, Ankara guzel sehirdir, (elbette Istanbul'u agzima bile almayacagim, o bir sehir degil bir ruhtur, bir tutkudur, bir varolustur, ve bambaska bir sahanelikte, essizliktedir), Ankara tanidik, bildik sehirdir..

Ankara'da-dogup buyudugum ve ikimizin de yerlisi oldugumuz sehirde-onunla yuruyecektik.
Yurumek ne kadar da basit bir eylem degil mi? Iste sevmenin, ve sevgiyi paylasmanin ozel olusu da burda kendini gosteriyor. Oylesine sevdigin insanla, sehrinde yurumek bile, meshur Ankara ayazi bile olsa ellerini simsicak yapar bana gore...

Yeri gelecek Ulus'ta Ankara Kalesi'nde, meyve-sebze halinde, yeri gelecek Kizilay'da, arnavut kaldirimli caddelerde, yeri gelecek Cankaya'da, Tunali'da, Bahceli'de, Bilkent'te, Konutkent'te hatta ve hatta biricik topragim ODTU'de!!!

Hani mesela Ulus'ta, halde elele gezerken boyle bir saticiya yanastigimizda, o lacivert, rengi solmus bereli ve uzamis ama duzgun sakalli satici ona "Abla maydonozum cok guzel Abla!" diyecekti ya, o da bir demeti alinca (aliyor iste canim Ankara'da yasadigindan degil tabi ki, hayal bu ya! :D ), bana donup "Abi 1 lira" diyecekti ya....   Rakamlari ya da maydonozu gectim, o bir kismi beyazlamis sakalli, yuzunde yillarin cizgileri olan esnaf, ona "Abla", bana "Abi" diyecekti ya....

Biter mi!! Kizilay'da Guvenpark'ta yururken yine elele, "komur kokan Ankara geceleri"nde, pek de tekin gorunmeyen, yuzu memur kokan Ankara'nin grisinden bile daha da kararmis cocuk gelip "Abi, yengemi sevindirmeyecek misin bu gullerle ha? Hadi be abi be?" demiyecek miydi.... O gullerin hepsini alacaktim, ona verecektim, sadece o gullere layik oldugundan mi?? Hayir tabi ki de!! Sirf o cocuk mutlu olsun diye! Ben zaten onunlayim, zaten onunla eleleyim, ben cok mutluyum dolayisiyla, varsin cebimden cikacak 20 liraya, o sokak cocugu da mutlu olsun.... Benim mutlulugumun yaninda onunki ne kalir ki....

O zaten farkinda olacak benim o cocugun cicekleri ile onu mutlu etmeye, ya da ona hosluk yapmaya calismayacagimi.. Sadece o minik firsat ile ikimiz disinda bir insani daha mutlu etmek icin onu yaptigimi bilecekti...
Hatta o cicekleri aldiktan sonra bile az ileri gidince onun kulagina egilip "sana bunlari aldim ama sen sirf bunlara degil, yeryuzunde varolan butun en guzel ciceklere layiksin, sen bir ciceksin ve benim cicegimsin..." diyecektim....

O da bunu her seferinde tum benligiyle bilmesine ragmen o gulleri o cocuktan alacak, ve ben ona bunlari soyledigimde sanki ilk kez duyuyormus gibi yapacakti ya..

Daha anlatmakla bitmez.!
Yine Kizilay'da Pasabahce Magazasi'nda-ki ikimiz de cok severmisiz 'cam' urunleri, beraber Ankara'da gecirdigimiz gunlerde yine bu magazada bir arada 1 saat gecirecek kadar-cam bardak, surahi, karaf ya da baska bir sey bakarken kendimizi kaybedip, sonra birbirimizle oldugumuzu bir kez daha farkedip kendimizi bulmayacak miydik? Ve bundan cok mutlu olmayacak, cok ozel hissetmeyecek miydik kendimizi??

Diyorum ya saymakla bitmez, sabaha kadar yazabilirim benzerlerini, sik bir restoran'da "Hanimefendi, Beyefendi" olacagimiz, arkadaslarla bir bara girerken "gencler" olacagimiz, ya da bir alisveris merkezinde gezerken "alelade iki insan", "normal bir cift", ya da "sevgili" olacagimiz hayalleri...

Hepsi cok guzel olacakti, hepsinin icinde "biz" olacaktik cunku...!

Kiymet bilen, deger bilen, bencil olmayan, seven, sahiplenen, guvenen iki insan olacakti bu "biz" tablosunda...

Yalan olmayacakti, sahtekarlik olmayacakti, bencillik olmayacakti, yalnizlik olmayacakti, paylasmayicilik olmayacakti...!!!

Bitmiyor hayaller iste... Hala icimde onlarca, yuzlerce degil, binlercesi var. Her birini tek tek yok etmek o kadar uzun suruyor ki...

Hem bir kadin da bunlardan hoslanmaz mi? Keyif almaz mi?

Almiyormus demek ki... Ya da.....
Ya da ne bilmiyorum, dusunmek istemiyorum.....

Basladim, daha dogrusu baslatildim bir yerden her bir hayali tek tek bicaklamaya, umarim bir gun biter o bicaklar ellerimi kesmeden...

Baya yazmisim, yemek yiyeyim...

Ya da.........?